Evet itiraf ediyorum bugün sinirliyim, asabiyim ve öfkeliyim ama en çok da hayal kırıklığım var benim. Onun temiz ve saf olduğuna inandığım, çok sevdiğim bir arkadaşımın öyle olmadığını öğrenince koca bir boşluk oluştu içimde. Çok değer vermişim ona, çok fazla güvenmişim. Sanki hep öyle kalacak gibi sanmışım.

Evet kalbim buruk bugün. Ona mı kızıyorum yoksa kendime mi bilmiyorum. Belki ikisine de. Ona kızıyorum çünkü bana kendisini çok yanlış tanıttı. Kendime kızıyorum çünkü ona olması gerekenden fazla değer vermişim. Halbuki hayatın bir yol, hayatındaki insanların ise hancı olduğunu unutmuşum. Elbet bir gün o da gidecekti ama ben hep yanımda kalacak gibi davranmışım.

Evet ayrıca pişmanlığım da var bugün. Durum, vaziyet budur dostlar. Tüm bu negatif duygularımın farkındayım. Bu yazıda sadece samimi olmak istedim. Sadece duygularımı yazıya dökmek istedim. Hepsi bu. İşte böyle garip bir gecede kalbimin bir tarafı buruk dururken diğer tarafı “Acaba bu olaydan Tanrı bana ne söylüyor?” diye düşünüyorum. Gariptir ki kendimi birden aşağıdaki Mevlana’nın şiirini okurken buldum.

Demedim mi?

Oraya gitme demedim mi sana,
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben’im?

Bir gün kızsan bana,
Alsan başını,
Yüz bin yıllık yere gitsen,
Dönüp kavuşacağın yer ben’im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
Demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben’im asıl,
Onu süsleyen, bezeyen ben’im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
Senin duru denizin ben’im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben’im,
Senin kolun kanadın ben’im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
Demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben’im,
Sıcaklığın ben’im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?

Hz. Mevlana

Rivayete göre şiirin hikayesi: Selçuklu sultanı Nükreddin Kılıçaslan’a yazılmış.Mevlana ile çok iyi dost olan Nükreddin’i bir davete çağırmışlar.Mevlana, Nükreddin’e oraya gitmemesini söylemiş.Ama Nükreddin dinlememiş.Oraya gidip pusuya düşürülerek öldürülmüş.Mevlana da bu olay üzerine bu şiiri yazmış. (Alıntı)